Tercih. Etmiyorum
Hayatta basit yahut karmaşık ne varsa tercihlerimizden ibarettir aslında. Benim için yazıp yazmamak sizin içinse okuyup okumamak bir tercih. Biraz daha ciddi tercihlerden bahsedelim mi? Mesela pek çoğumuzun gündemini meşgul eden üniversite tercihlerinden. Bazı yanılgılar var. Tercih yapacak olan sizlerin farkında olduğunu umduğum bizlere miras kalmış işçi zihniyetinden bahsediyorum. Hani şu okuyarak büyük adam olunan devirden kalma. Size tüm içtenliğim ve elde ettiğim tecrübelere dayanarak söylemek istiyorum ki cevher hayatınızın özüdür. Başarısız olduğunuz noktaya odaklanmayın. Ders çalışmakta kötüysem neden dört yıl daha çalışmak zorunda bırakayım ki kendimi. Eğer ki sistem siz ve hayaliniz arasına puan duvarı örmüşse üniversite diploması olmayan milyonerleri hatırlayın. Hani ben bundan daha iyisini yaparım diyip yeteneğini nakite çeviren abilerimiz var ya. Hayat okulu gerçeğini gözardı etmeden yapın tercihinizi. Yapmak istediğiniz iş için özellikle lisans diploması istenmiyorsa yahut bölümünüz açıktan okunuyorsa lütfen üniversiteye gitme hatasında bulunmayın. Hiçbir üniversitede size balık tutmak öğretilmez ve bittiğinde siz sudan çıkmış balığa dönersiniz. Sistemin olumsuzluklarından bahsetme zahmetine de girmeyeceğim çünkü herkesin az çok farkında olduğunu biliyorum. Daha yedi sekiz yaşımızdan başlayan ve bizi sürekli yetersiz hissettiren tatmin olmayan sistemin eline iplerinizi vermeyin. Ben sınava çalışırken sık sık kendime şunu söyledim “bir daha asla bu yaşta bu anda olamayacağım, parayla alamayacağım şeyleri para uğruna harcamak istiyor muyum?”. Cevap hayır olduğu her an için kalemi bırakabilirsiniz. Bir diğer soru da şu ki “ kendimle gurur duyduğum o an yerine bu uyku, eğlence her neyse yaşanmaya değer mi?” Elinizden geleni yaptığınıza eminseniz üzülmeyin siz değil onlar kaybetti. Ne mi kaybettiler? Hoca diye başa getirilen bir çok vasıfsız denek tahtası kaybetti, ömrünüzü yiyecek sınavlar can kaybetti, gideceğiniz şehrin “beş ama öğrenciye on” abileri kaybetti. Üzgünüm ama üniversiteler artık bilim üretilen yerler değil. Eğer Polyanacılık oynamak istiyorsanız siz bilirsiniz fakat bizler bundan hayır görmedik. Ne zaman eğitimdeki yetersizlikten bahsetmek istesem hocalarım bana kendini geliştir dedi. Bu noktada iki sorum var ;
•Kendi kendime gelişeceksem neden burdayım?
• Bunu siz neden yapmadınız?
Fikir almak için yanına gittiğim hocam benim alanım değil diyor. Halbuki o bu bölümün hocası ben ise bu bölümün öğrencisiyim. Aynı sınıfta sadece dedim dedi dendi şeklinde anlatılan derslerin hiçbiri üretmenize izin vermez ve maalesef biz tüketen bir toplumda yaşıyoruz. Kendi kendinize keşfettiğiniz bir öğrenme tekniği, sanatınız, güzel bir espiri, anlatılan bir yemek tarifi bugün bir makaleden daha çok para kazandırıyor. E o zaman okumayalım mı? Okuyun ama üzerine bir şeyler koyabileceğiniz, her sabah nefretle uyanmayacağınız, kendiniz gerçekleştirebileceğiniz bir şey okuyun. Henüz on dokuz, yirmi yaşında gençlersiniz. Kimse size bu lüksü vermeyecek, kendinize bu şansı verin ve deneyin. Hata yapın, öğrenin. İnanın aç kalmazsınız. Ürettiğiniz sürece hayat size sürekli güzel imkanlar tanıyacaktır. Sistemin oyuncağı olmayın. Hayatınızı para odaklı bir hale getirirseniz zengin olmazsınız, mülkiyetsiz karın tokluğuna çalışan yitip gitmiş hayatlar olursunuz. Çünkü bu sistem bunu istiyor hiçbir zaman emeğinize saygı göstermeyecek bu düzenin evet ya da hayırındasınız. Bu ve benzeri şeyleri söyleyen insanlar hep olmuştur etrafınızda. Sosyal medyada televizyonda kendinize odaklanın diyenler vardır. Bunun yanında size ısrarla oku diyen, belirili birkaç mesleği dayatan insanlar da vardır. Dönüp onların hayatlarına bakmanızı tavsiye ediyorum. Kim daha mutlu? Olabildiği için bir meseleği seçen hayatı olumsuzluk odaklı geçen biri mi? İstediğiniz, kendinize yakıştırdığınız yarınlar nasıl? Ne yaparken mutlusunuz? Özgürlük her istediğini yapmak değil istemediğiniz şeyi yapmamaktır. Birilerinin dilinden kurtulmak yahut aç kalırım korkusuyla -ki bu çok ilkel bir kaygıdır- istemediğiniz hayatlara bağlı kalmayın kendinizi. Öğrenmek ve öğretmek size göre değilse eğitim fakülteleri size göre değildir, yazmıyorsanız edebiyattan, insan sevmiyorsanız sosyal bilimlerden uzak durun, ekonomi size heyecan vermiyorsa iktisatta yeriniz yok, bakın kendinize kanatlarınız mı var yoksa yüzgeçleriniz mi? Uzun bir kuyruk mu yoksa güçlü bacaklar mı?
Bana sorarsanız ben kaybetmeyi tercih etmiyorum.
Kullanılmayı tercih etmiyorum.
Hayallerimi ve hayatımı bir tabak yemeğe tercih etmiyorum.
Yeteneklerimi sisteme peşkeş çekmeyi tercih etmiyorum.
Şimdi tercih sizin….
Merve Sertkayalı
